DAĞIN AYAĞI, PIEMONTE

Piemonte’nin  benim için özel olması belki de şarap eğitimimi o bölgede almış olmamdan kaynaklanır.  Ama gerçekten özel bir bölgedir Piemonte. Bir kere soyludur soylu olmasına ama gerçek soyludur. İnsan henüz Piemonte topraklarına ayak bastığında farklı bir yere geldiğini anlar. Toprağı ve havası gibi insanı da soyludur Piemonte’nin. Soylu olduğunu öyle burnunu hava dikmesinden değil, ona yaklaştıkça onu tanıdıkça hemen belli eder. . Şarapları da öyledir. Ne de olsa bir toprağın üzümü de insanı da birbirine benzer. Topraktan çıkar ikisi de. Piemonte  şaraplarının renklerine baktığınızda bir şeye benzetemeyebilirsiniz ama tattığınızda sizi alıp götürür karışık kokulara ve duygulara. Belki de Piemonte insanı sıcaklığını o güzel kırmızı şaraplarından almıştır bölgenin.

Piemonte dağın ayağı demektir. Aslında en azından pie bölümü bir kısaltmadır. Piede’den gelir. Ayak demektir. Monte de malum dağ, bu şekilde Piemonte dağın yağı anlamına ulaşır. Söz konusu dağ ise aslında Avrupa’nın en önemli dağ silsilesi, Torosların batıdaki kardeşi Alplerdir.  Bu güzel bölge ve onun şarapları da öylesine çeşitli ve renklidir ki bir değil birkaç yazının konusu olacaklardır. İtalya’nın pek çok bölgesi gibi Piemonte de kendi içinde değişik iklim kuşaklarını barındırır. Aslında oldukça kuzeyde bulunan bir bölgedir burası. Hatta İtalya’nın en kuzeyinde bulunur. Dedik ya tam Alplerin dibinde. Kuzey yarımkürede neredeyse 45. Enlemde bulunur yani bizim Karadeniz ötesi komşumuz Ukrayna’nın güneyine denk gelir. Ancak kuzey yönünün  kutba kadar açık Ukrayna’dan daha şanslı olarak Alplerin gölgesinde yer alması bu dağların ona kol kanat germesini ve Kuzey Avrupa’nın dondurucu soğuklarından korunmasını sağlar. Böylece en kuzeyinde, İsviçre’ye çok yakın olan göller bölgesinin Lago Maggiore gölü üzerindeki adalarda zeytin, limon ve okaliptüs gibi sıcak iklim bitkileri bile yetişir hale gelir.

Piemonte  İtalya’nın 20 coğrafi bölgesi arasında büyüklük açısından  Sicilya’nın ardından 2. Sırada yer alır. Dolayısıyla Piemonte için İtalya anakarasındaki en büyük yüzölçümüne sahip bölge diyebiliriz. Batısında Fransa, doğusunda Milan’ın başkenti olduğu Lombardiya, güneyinde Liguria, kuzey tarafında ise İsviçre bulunur. Piemonte, İtalya’nın Garda’dan sonra ikinci büyük gölü olan Lago Maggiore’yi İsviçre ile paylaşır.

Piemonte coğrafyası yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere oldukça engebelidir.  Bölge  yüzölçümünün yarsına yakın bölümü dağlar ve tepelerden oluşur.  Güneyde Po Nehri havzasından başlayan düzlükler kuzeye gidildikçe önce tepelere ve daha kuzeye çıkıldıkça Alp Dağları’ na dönüşür. Kuzeyi yüksek dağlar güneyi ise ovalarla çevrili Piemonte’nin şarapları da işte asma bitkisinin en güzel şaraba kavuşan üzümleri ürettiği tepelik bölgelerde üretilir. Piemonte’nin şarapları da bölgenin kendisi kadar çeşitlidir. Antik çağların ünlü tarihçisi Bodrum’lu vatandaşımız Herodot’un MÖ 5. Yüzyılda İzmir’den söz ederken övdüğü Bornova Misketinin kardeşi Muscat burada da aynı doğduğu Batı Anadolu topraklarında olduğu gibi gül ve bal kokulu şaraplar verir. Sıcak iklimi seven bu üzümün burada ne işi var diye de sormadan edemeyiz doğrusu. Özellikle misket üzümünün bu soğuk iklimde tatlı şarap üretecek kadar olgunlaşması da şaşılacak bir başka konudur. Dedik ya en başta; soyluluk başka şey.

Soyluluktan bahsetmişken; tarihsel süreçte bu ünvanla özdeş gösterilen ülkelerden biri de Fransa olmuştur. Piemonte bağcılığı ve şarapçılığı da İtalya’nın diğer bölgelerinin tersine ,küçük çaplı üreticilerin çokluğu bakımından  tıpkı Fransa’nın büyük şaraplarının üretildiği soylu bölgesi Burgonya (İngilizce Burgundy) ya benzer. Yani  bir anlamda Piemonte en Fransız İtalyan’dır demek sanırız çok yanlış bir tanımlama olmaz.

Bölge şarapçılığının detayları daha sonraki yazıların konusu olacağına göre bir genel tanımlama yapmak gerekirse, Piemonte şarap sınıflandırması olarak ülkenin ortalaması en yüksek bölgedir. İtalya’da alttan üste doğru 4 değişik kalite standardını belirleyen Vino da Tavola, IGT, DOC ve DOCG kategorilerinde son ikisinin yani en yüksek kategorilerin toplam şarapların neredeyse % 90’ını oluşturduğu bir bölgedir burası. Bunun anlamı şudur: Bu bölge İtalya’da şarap kalite ortalaması en yüksek olan bölgedir. Hatta ‘İtalya’nın en güzel şarapları nereden gelir?’ şeklindeki bir şarapsever sorusuna ‘en güzelini bilmem ama en kalitelileri Piemonte’den gelir’ biçiminde bir yanıt verilmesi de doğru olabilir. Bu kalitenin pek çok temeli bulunmakla birlikte bölgenin üzümlerin uzun sürede olgunlaşmasına izin veren serin iklimi ve de bölgede yetiştirilen üzüm çeşitlerinin yüksek kalitesi öned gelen nedenler olarak sayılabilir.

Üzüm demişken, elbette yalnızca moscato yani bizim Bornova Misketi yoktur burada. Bölgedeki bağların yarıdan fazlası İtalya’nın en soylu üzüm türlerinden biri olan Nebbiolo’ya ayrılmıştır. Nebbiolo bölgenin Alba kesiminde  tüm ülkenin en güzel ve de en değerli  şaraplarını üretir. Bu şarapların en iyi bilinenleri ise Barolo ve Barbaresco kasabaları yakınlarında karşımıza çıkar. Koyu siyah renkli bir üzüm olan ve yoğun kıvamlı şaraplar üreten Barbera da bölgenin bir diğer üzümüdür.  Adı italyanca’da küçük tatlı anlamına gelen ancak şarapları pek de tatlı olmayan, meyvemsi şaraplar veren Dolcetto da bölgenin üçüncü önemli üzüm çeşidi olarak belirir. Bölgede hiç adını duymadığımız çeşitler de yetiştirilir. Bunlardan biri Misket’in kırmızı kardeşi Brachetto, bir diğeri, roze’ye yakın açık renkli şaraplar veren aromatik Grignolino’dur. Beyaz üzüm olarak da daha önce adından söz ettiğimiz Muscat veya Misket dışında ünlü Gavi adlandırmasını üreten, biraz bizim Kapadokya’nın Emir üzümüne benzeyen Cortese ve yine bir beyaz üzüm çeşidi olan Arneis sayılabilir.

Yukarıdaki isimler arasında hiç uluslararası olanını okumadınız değil mi? Yani chardonnay, sauvignon, merlot vs. Hepsi İtalya’nın yerel çeşitleridir ve İtalya bunlarla adını dünyaya duyurmakta hani tabiri caiz ise kafasına vura vura ezberletmekte ve onları içirmektedir. İste İtalya şarapçılığını, hatta İtalya’yı farklı kılan da bu özelliğidir ve benim bu ülkeye duyduğum saygı ve sevginin temeli de budur.