Tarihçe
Şarabın Tarihçesi

'Ayaklarıyla ezip fıçıya mı bastılar seni? Nefti kasnaklı bir fıçıya, Aldırma kara üzüm
Sen o kırmızı şarabına doğru
İçten içe harıl harıl çalışmana bak, iki gözüm'

Can Yücel



Yukarıdaki dizeler ne güzel açıklamaktadır şarabın yolculuğunu. Üzümle başlayan devinim ezilip sıvı haline geldikten sonra da sürer, şişeye girdikten sonrada. O şişeyi açıp onu özgürlüğe kavuşturduğunuzda ne de mutlu olur, an be an kokusunu değiştirir, kah böğürtlen, kah gül kokar, kah yol arkadaşı meşe fıçının kokusunu alır, devam eder yaşamaya. Yaşamın uzunluğunu, sonsuzluğu, herşeyin yaşarken değiştiğini bu kadar güzel tadlar sunarak gösteren başka bir varlık var mıdır ?

Boşuna değildir binlerce yıldır ona methiyeler düzülmesi, şiirler yazılması, güzellemeler yapılması. Boşuna değildir ilahlaştırılıp tanrılara sunulan içki haline getirilmesi. Şarap yaşamı anlatır,yolculuğu anlatır. Yolcu, insandır. Bu yüzden insanı anlatır şarap. O çok zariftir,narindir bir kadın gibidir,sevgi ister ,ilgi ister,emek ister. Bu sevginin, ilginin,emeğin karşılığını ne güzel verir, ne kadar vefalıdır,ne güzel olur yıllar geçtikçe.

Şarap sağlıktır. Doktorluk ilminin babası Hippokrates e göre şarap insan sağlığı için en uygun ve en faydalı ürünlerden biridir. Sağlıklı bir vücut ve ruh için gereklidir.

Şarap bir ritueldir bir şenliktir.Tarihte ilk şenlikler bağbozumu şenlikleri değil midir?Tiyatro bağbozumundan doğmamış mıdır? Komedya,tragedya... İşte bu yüzden şarap tanrısı Dionisos aynı zamanda tiyatro tanrısı olmamış mıdır ?

Şarap, ailedir. İnsanların birlikteliğini, hayatı paylaşmayı, lezzeti hep birlikte tatmayı sağlar.

Şarap, uygarlıktır. Günümüzde hem kadın hem de erkeğin aynı kolaylık ve aynı keyifle,muhabbetle paylaşabildiği bir içecektir. Bu anlamda şarap çok iyi bir iletişim aracıdır.

O,demokrasidir. Diğer içkilerin aksine zengin yada fakir,herkes içebilir.

İşte benim bu içkiye hayranlık duymamın nedeni budur. Tutku ve hayranlık paylaştıkça büyür,güzelleşir.İşte ben bu ortamda, iki tutkum olan 20 yıllık mesleğim Turizm ve şarabı birleştirerek sizlerle paylaşmak istedim.Tabii Dünya güzeli Türkiye ile birlikte...


'Akdeniz halkları ne zaman ki zeytin ve asmayı yetiştirmeyi
öğrendiler, barbarlıktan kurtuldular.'

Yunanlı tarihçi Thucydides M.Ö.5. yy.




TÜRKİYE'DE ŞARAP :
Şarabın anavatanı Anadolu :

Son yıllarda yapılan Arkeolojik çalışmalarda elde edilen bulgulara göre 'vitis vinifera' olarak adlandırılan asma türü, Neolitik dönemde, yani günümüzden yaklaşık 9000 yıl önce Kafkasya'dan Trakya'ya kadar uzanan coğrafyada yetiştirilmiştir.Yine aynı dönemde Anadolu'da 40 kadar bölgede asma tarımının yapıldığı belirlenmiştir.
Anadolu'da şarabın tarihi incelenirken Nuh tufanı ve Dionisos mitolojisine göz atmakta yarar vardır.

Vitis vinifera

Nuh Peygamber tufandan sonra hayvanlarıyla Ağrı Dağı eteklerinde yaşamaya başlar. İşte o dönemde üzümü ve şırasını keşfeder ve bu şırayı içtiğinde mutlu olduğunu görür.Tevrat'ta ve İncil'de, asma ve şaraptan sıkça söz edilmektedir. Şarap taa başından beri dinsel bir tema olarak algılanmış ve bu nedenle her toplumda bir şarap tanrısı varolmuştur. Mısır'da Osiris, Yunan'da Dionisos, Roma'da Bacchus şarap tanrıları olarak kabul edilmişlerdir. Şarap Hıristiyanlığa da İsa Peygamberin kanı olarak girmiştir.

Eski Bronz Çağı (M.Ö 3000-2000)yerleşimi olan Alacahöyük kral mezarları kazılarında çok sayıda altın şarap kadehi ve güğümler bulunmuştur. Yine Orta Anadolu'da Konya-Kara höyük kazılarında, erken Hitit çağına ait üzüm çekirdeği kalıntıları ele geçirilmiştir. Hitit alfabesinde bağ ve şarabı ifade eden bazı hiyeroglif karakterlerin varlığı , bağcılığın Hititler tarafından önemsendiğini kanıtlamaktadır. Yine aynı kazı bölgesinde çok sayıda üzüm salkımı biçiminde kap toprak altından çıkarılmıştır. Bu arada Hitit kanunlarında bağ, bağ çubuğu ve şarap konusunda hükümler bulunması bize üzüm ve şarabın o dönemdeki önemini çok iyi açıklamaktadır.

Kuzey Mezopotamya'da İ.Ö.9 ve 7: yüzyıllar arasında güçlü bir devlet kurmuş olan Asurluların ülkesindeki bağcılık hakkındaki bilgilerimizi kralların yıllıklarından öğrenmekteyiz.Asurnasirpal'in kütüphanesindeki bazı tabletler üzerinde çok iyi kalitede 10 farklı şarap adı okunmaktadır. Bunların en önemlileri ' İzalla' adlı bir şarap ile Şam yakınlarında üretilmiş olan ' Helbon ' şarabı idi. Ayrıca Sargon II nin yıllıklarında Urartu ülkesi ( Türkiye'nin Doğusu- Van Gölü çevresi ) bağlarından elde edilen şaraplar için mahzenler yapıldığı bilinmektedir.

Daha sonraki dönemde Frig Uygarlığı'da (M.Ö1200-650)şaraba gereken önemi vermiş ve Anadolu'da bağcılığın gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Frig döneminde kurulan Ankara'nın eski ismi olan Ancyra eski Yunanca'da koruk, Engürü ise Farsça'da üzüm anlamına gelmektedir.

Yunanlılar da şaraba büyük önem vermiş ve bu içkiyi Anadolu'dan batıya, yani Avrupa'ya taşımışlardır.Helen ekonomisi, şarap, zeytinyağı, incir, ve seramik ihracatı karşılığında tahıl ithaline dayanmaktaydı.Eski şarap haritaları incelendiğinde, Yunan şehir devletleri olan Milet ve Klazomenai, ( Urla iskelesi ) ayrıca Kuzey Ege'de Ainos (Enez) ve İmroz (Gökçeada) şarap üretim ve ticaret merkezleri olarak karşımıza çıkar.O dönemde şarap, Fenikeliler tarafından Avrupa'ya taşınmıştı. Daha sonraki Helenistik çağda Knidos, İzmir ,Bergama ve İç Anadolu'daki birçok bölge (Pisidia ve Galatia) şarap üretim merkezleri olarak önem kazanmışlardır.

I.Ö 6. yüzyılda Anadolu'nun Persler tarafından işgal edilmesi üzerine işgalden kaçan Foça halkı , aylar süren yolculuktan sonra Fransa'nın güney kıyılarına varmış ve Marsilya şehrini kurmuştur. Yine aynı halk olasılıkla Güney Fransa'daki bağları kurmuş ve böylece bu geleneği Avrupa'ya taşımıştır.

Roma döneminde de şarap bir ticari ve de bir tanrısal içki olarak önemini sürdürmüştür.Hatta kesin olmamakla birlikte İtalya'da bağcılığı başlatan Etrüsklerin bile bir Doğu halkı belki de Anadolu toplumu olduğu konusunda yaygın bir görüş vardır.Romalıların Anadolu'da bağcılık ve şarapçılığa verdiği önemin bir kanıtı da şarap tanrısı Dionysos adına inşa edilen tapınakların çokluğudur. Bu dönemde Teos antik kenti ( Ege Bölgesi'nde ) en büyük Dionysos tapınağıyla karşımıza çıkar. Yine Roma döneminde, Tabae ( Günümüzde Denizli Tavas ) şaraplarıyla ünlenir. Dönemin ünlü Coğrafya bilgini Amasya'lı Strabon , Doğu Kapadokya'da bulunan Melitene ( Malatya ) yöresinin şaraplarını öve öve bitiremez. Yine aynı dönemde Kos , Lesvos gibi Ege adaları ve Anadolu'da Enez (Ainos) bugünün üretim ve ticareti bakımından önemlerini korurlar.4. yüzyıl sonunda Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi ile birlikte şarap üretiminde biraz gerileme yaşanmakla birlikte, Doğu Roma ( Bizans) İmparatorları şaraba ilaç olarak da büyük önem atfetmişlerdir. Doğu Roma Döneminin ünlü şaraplarından biri Ege Bölgesi kaynaklı Misket ya da o dönemdeki adıyla Moskhatos şarabıdır.Ayrıca Bizans Dönemi yazarları tarafından beğenilen diğer şaraplar, Khios ( Sakız Adası) , Lesvos ( Midilli Adası) Isauria ( Konya Bölgesi) Mysia ( Çanakkale yöresi ) şaraplarıdır. Yine bu dönemde Trakya'daki Ganos Bölgesi ( Şarköy ) şarabı olan 'Ganitik' beğeni toplamaya başlar.Bizans'ın daha sonraki dönemlerinde, 9-10 yüzyıllardan sonra, Triglia ( Bursa -Trilye) ve Nikaea ( İznik ) kaliteli şaraplarıyla dikkat çeken iki merkez olurlar. D 11. yüzyıl sonlarından başlayarak Anadolu'nun giderek Türkleşmesi ve İslamlaşması sonucu üzümden şarap üretiminde önemli bir gerileme olur.Ancak Mevlana ve Ömer Hayyam gibi şair ve filozoflar tarafından şarabın önemi kavranmış ve şaraba güzellemeler ve övgüler yapılmıştır.

Osmanlı döneminde üzümden şarap yapımı büyük ölçüde Anadolu'da Rum ve Ermeni topluluklarının elindeydi.Daha sonra bu toplulukların nüfuslarının azalmasıyla Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında şarap üretiminde büyük oranda gerileme olmuştur. Anca son yıllarda ülkemizde şarap üretimi ve tüketiminde ciddi bir hareketlilik yaşanmaktadır. Türkiye şu anda dünyanın 4. büyük bağ alanına sahip ülkesi ve 5. önemli üzüm üreticisidir. Ancak halen üretilen üzümün yalnızca yüzde 2si şarap yapımına ayrılmaktadır.

Ülkemiz bağcılık ve şarapçılık açısından çok uygun bir iklim kuşağında yer almakta ve ayrıca da topraklarının verimliliği sayesinde de bu ürünün eski çağlardan beri yetiştirildiği bir ülke konumunu korumaktadır.Türkiye'de tarıma dayalı alanların yaklaşık %2.5 i bağlara ayrılmıştır.Ülkemiz bitkisel üretiminde üzümün payı %3,5 , toplam meyve üretiminde de %31 dır.

Ülkemizde 1200 kadar üzüm çeşidi bulunmakta, ancak bunların yalnızca 34 tanesi şarap üretiminde kullanılmaktadır. Bu 34 çeşit arasında da 22 tanesi yabancı kökenli, 12 tanesi yerlidir. ( Kavaklıdere yayınları, şarabın ABD'si ) Oysa ki bizimle aynı iklim kuşağında bulunan İtalya'da bu çeşitlilik 324'tür.

Dünya da üretilen üzümlerin büyük bölümü şarap yapımında kullanılmaktadır. Ülkemizde ise üzümlerin %40 ı taze sofralık, %35 i kurutmalık, % 23 ü pekmez , pestil ve benzeri ürünler için kullanılmakta ve yalnızca % 2 kadarı şarap üretimine ayrılmaktadır. Yalnız Trakya ve Orta Anadolu'da şarapçılıkta kullanılan üzüm oranları %20-40 a ulaşmaktadır.

Ülkemizde bağ alanı bakımından birinci bölge Ege Bölgesi'dir. Bu bölgede, toplam bağ alanlarının yaklaşık % 28 i bulunmakla beraber , bölge üzümlerinin niteliği ve kurutmalık olarak sağladığı yüksek katma değer nedeniyle şaraplık olarak değerlendirilme oranı düşüktür.Toplam bağ alanının yalnızca ülke toplamının %5 ine karşılık geldiği Marmara Bölgesi şarap üretiminde birinci sırayı almaktadır.